Facebook Sayfamızdan Bizi Takip Edebilirsiniz. 

Özel Gereksinimli Çocuğa Sahip Ailelerinin Yaşadıkları

Özel gereksinimli çocuğa sahip anne babaların böyle bir çocuğa sahip olduklarını öğrendiklerinde ve çocuğun çeşitli gelişim dönemlerinde yaşadıkları, tepkileri benzerlik göstermektedir. Bir başka görüşe göre ise özel gereksinimli çocuğun doğumuna anne-babalar farklı tepkiler gösterebilmektedirler. Bu farklılıklar onların din, sosyo-ekonomik düzey, yetersizliğin ağırlığı, yetersizlik gösteren çocuğa anne-babalığa ilişkin bilgi durumu, anne-babalık sorumlulukları gibi özellikleriyle bağlantılı bulunmaktadır.


Ailede gelişimsel geriliğe sahip bir çocuğun dünyaya gelmesi, aile dinamikleri üzerinde önemli etkiler oluşturmakta, birçok aile özürlü çocuğu olduktan sonra günlük yasam düzenlerini farklılaştırmaktadır. Bu farklılaşmalar, evlilik ilişkilerinde, ekonomik durumda ve sosyal durumla ilgili bazı değişikliklere de yol açabilmektedir.
Anne babaların çocuklarının özrüne ilişkin aldıkları ilk bilginin onlara veriliş biçimi anne babaların bundan sonraki uyum sürecini olumlu ya da olumsuz yaşantılarla sürdürmesine neden olabilmektedir. Özel gereksinimli bireylerin anne-babaları, yaşadıkları zorluklar karşısında doğal olarak çeşitli duygusal tepkiler vermektedirler. Bu tepkiler, anne-babanın kişilik özellikleri, durumu algılayış biçimleri ve birbirleri ile ilişkilerindeki kaliteye bağlı olarak farklılaşabilmektedir. Ancak benzer durumu olan anne-babaların yaşadıkları durum karşısında, gösterdikleri ilk tepkiler şok, inkâr ve teşhise inanmama aşamalarından oluşmaktadır. Bu ilk tepkileri düzensiz duygulardan oluşan, öfke, suçluluk, depresyon, utanç, düşük benlik, çocuğu reddetme ve hüzün izlemektedir.
Aşama modeline göre tüm anne babalar uyum sürecinde benzer aşamalardan geçerler. Ancak geçiş süreleri ve bu geçisin etkileri farklıdır. Bazı anne babalar bu süreci hiç de rahat geçiremediklerini ifade ederlerken, bazı anne babalar ise özel gereksinimi olan çocuğa sahip olmanın onların yaşamları ve evliliklerini güçlendirdiği yönünde görüş belirtmektedirler. Aşama modeline göre birinci evre: şok, reddetme, depresyon; ikinci evre: karmasa, suçluluk, kızgınlık; üçüncü evre ise: pazarlık ile kabul ve uyum aşamalarından oluşmaktadır. Tüm bu aşamalar dikkate alındığında ailenin yetersizliğe uyum sürecinde geçtiği aşamalar ve bu aşamalardan geçiş hızlarında göre önemli farklılıklar göstermektedir. Ancak ailelerin çoğu sonuçta çocuğunu kabul etmekte ve ona uyum sağlayabilmektedir.
Aileler, bu aşamalardan farklı sürede geçerler ve çocuğu kabul aşamasına gelirler. Bazı aileler ise bazen bu aşamaların birinde takılır ve çocuğun durumunu asla kabullenmez. Kabul edenler de çocuklarının gelecekteki sosyal, ekonomik durumu ve bakımına ilişkin kaygılar yaşarlar.
Çocukları ile ilgili gerçeği ilk öğrendiklerinde anne-babaların yasadıkları en sık duygu "şok"tur. Kendilerini ne kadar hazırlasalar da, bu gerçekle yüzleşmek çoğu zaman oldukça zordur. Uzmanlardan, adeta "çocuğunuzun hiç bir sorunu yok" ya da"çocuğunuzun sandığınız kadar korkulacak ve çözülemeyecek bir sorunu yok" türü bir cevabı beklerken, down sendromu, zihinsel yetersizlik, otizm, cerebral palcy gibi bir tanı ve gerçekle karşılasan anne-baba büyük bir şaşkınlık yasayabilir ve bir süre söyleneni doğru dürüst algılamakta zorlanabilir. Bu tepkinin özellikleri ağlama, duygusuzluk ve çaresizlik halleridir (Darıca, 2000). Reddetme; Herhangi bir travmatik durum ortaya çıktığında kişiler şoka dayanan bir inkâr yasarlar. Bunu özellikle trafik kazası, boşanma, sevilen kişinin ölümü ya da çocuğa doğumda veya sonradan özel gereksinimli damgası konduğunda gözlenebilir. Çocuklar ilgili ilk tanı konulduğunda ailenin ilk tepkisi duymazdan gelmektir. Yani "Eğer Ben Bunu
Özel gereksinimli çocuğu olan bazı anne-babalar, duygusal yönden yaşadıkları sorunları çözümleyip aşamazlarsa, depresif tepkiler verebilirler. Yaşanan travmatik duruma uygun olmayan tepkiler ve ailenin içine düştüğü suçluluk duygusu, kişiyi depresyona götürür.
Özel gereksinimlilik durumu ne tür tepki gösterirse göstersin devam etmektedir. Hangi tür doktora götürülürse götürülsün ya da hangi programa verilirse verilsin çocuk hala özel gereksinimlidir. Bu durum ailede bir çöküntüye neden olmaktadır. Alan uzmanlarının aileye en zor yardım edebildikleri aşama bu aşamadır. Ana-baba kendilerini hem umutsuz hem de hiç kimsenin yardım edemeyeceği bir durumda hisseder. Aileler artık yavaş yavaş durumun gerçek bir durum olduğunu, diğer bir deyişle farklı özelliklere sahip bir çocukları olduğunun farkında olmaya başlarlar.
Kaybetme duygularını yoğunlukla yasarlar. Aileler durumlarını kabul etmeleri gerektiğini anlamaya ve neler yapabileceklerini çocuklarına nasıl yardımcı olabileceklerini daha gerçekçi bir biçimde düşünmeye başlarlar. Özel gereksinimli çocuğa sahip olan bazı anne babalarda, duruma hemen uyum sağlama gözlenirken, bazılarında bu süreç daha uzun sürmektedir. Kabullenmede görülen kararsızlık, aile bireylerinin birbirlerini suçlamalarından kaynaklanabilmektedir.
Çocukla ilgili tanı konduktan sonra anne-babalar bir süre için "Neden ben?", "Neden bizim çocuğumuz?", "Ne yaptık da bu başımıza geldi?", "Ne günah isledik de bunları yaşıyoruz?" gibi düşüncelere kapılarak suçluluk duygusu geliştirirler. Çocuğun basına gelenlerden dolayı kendilerini sorumlu tutabilirler. Hatta eşler birbirlerini suçlamaya başlayabilirler. Kendilerinin ne kadar şanssız olduğu, hayatın onlara karşı kötü davrandığı duygularıyla boğuşurlar. Nerede yanlış yaptıklarını arayıp dururlar. Belirli ölçülerde suçluluk duygusunun yaşanması da doğaldır. Aslında bu süreç bir anlamda gerçeğin kabul edilmesiyle ilgilidir. Suçluluk duygusu abartıldığında, nevrotik bozukluklar ortaya çıkabilir ve üstesinden gelmek zorlaşabilir. Aile, "Bu niçin basımıza geldi?", "Bu neden bize oldu?" gibi sorularına cevap aramaktadır. Kızgınlık duygularını uzmanlara, normal çocuğa sahip ailelere, Allah'a ve kendilerine de yansıtabilmektedir. Ayrıca, aileler özel gereksinimli bir çocuğa sahip olmalarını kendi davranışları için bir ceza olarak ta algılamaktadırlar. Anne babanın birbirini suçlaması ve bunun sonucunda evlilik ve aile içi ilişkilerinin de zedelenmesi bu basamakta karşılaşılan sorunlar arasındadır. Ayrıca bu kızgınlık duygularının çok aşırı bir biçimde yaşanması da "çocuğun ölmesi" isteği ve duygusudur. Bu da, daha sonra yoğun olarak yaşanan suçluluk duygularına yol açar. Kızgınlık aşamasından sonra anne-baba bir şekilde çocuk hakkında konulmuş olan tanıyı kabul eder ancak, bu tanının gelişim seyri ile ilgili görüşleri benimsemez. Bu aşamada ana-babalar "evet bizim çocuğumuz da bir yetersizlikler var, eğer çok çabalarsam çocuğum iyi olacak" görüsü ile daha çok bir pazarlık etme sürecindedirler. Bunu gerçekleştirmek için, doktorlar dolaşılır, çeşitli tedavi yöntemleri uygulanabilir. Çocuk okuldan okula gezdirilir ve ana-babalar tarafından aşırı biçimde çeşitli yoğun etkinlikler içeren örgütlenmelere (dernekler, gönüllü kuruluşlar) sokulabilirler.
Bunlar da doğal olarak çocuğun durumunda bir değişikliğe neden olmaz, ancak ana-babanın bunalımını denetlemede ve kendini üretici hissetmesine yardımcı olabilir. Ayrıca özel gereksinimli çocuklar için gönüllü kuruluşların örgütlenmesinde katkıları olabilir.
Son aşama kabul ya da özel gereksinimlilik durumuyla baş etme evresidir. Çeşitli araştırmacılar, bu son evreyi kabulden çok çocuğun özel gereksinimli olusuyla ilgili durumla bas etme, kontrol altında tutma olarak benimsemektedirler. Her anne babanın bu basamakları geçişi farklıdır. Kimi anne-baba hiçbir zaman çocukta bir özel gereksinimlilik olduğunu kabul etmez. Kimi anne-baba da çocuğun gelişim evreleri içinde her basamağa ulaşmasında bu evreleri tekrar tekrar yaşar.
Bu aşamaya erişebilen anne babalar çocuklarını olduğu gibi kabul etmeye, çocuğu ailenin bir ferdi olarak kabul etmeye hazırdırlar. Anne-babalar, özel gereksinimli bireyleri ile ilgili gerçeği öğrendikten ve kendi duygusal süreçlerini yasadıktan sonra son aşamada gerçeği kabul etme düzeyine gelmektedirler. Kendilerini zor bir sürecin beklediğinin farkına varmaktadırlar. İşte bu aşamada sorunun çözümüne daha fazla katkıda bulunmayı sağlayacak, kendileri ve çocukları için gerçekçi, somut ve doğru şeyler yapmayı sağlayacak ortamın oluşmasını sağlamak için arayış içinde olmaktadırlar.

YasliHasta.Com Mobil Uygulamalar

YasliHasta.Com Ailesi bir çok sektörden aydın insanları ekibinde barındıran ve tamamen bakıma muhtaç insanlarımız için proje üreten Türkiye'nin en saygın portallarından birisidir. Bu noktada ücretli veya ücretsiz bir çok mobil uygulamalar sizinle buradan tanıtılacaktır. Çağımızın bilgi teknoloji olması gereği ekibimizde bir çok teknoloji uzmanı barındırmaktayız. Siz değerli vatandaşlarımız portalımız sayesinde bir çok engeli sizler için oluşturduğumuz haber ve makaleler ile aşabileceksiniz... devamını oku

Yazarlarımız

*/