Facebook Sayfamızdan Bizi Takip Edebilirsiniz. 

Yaşlılık Döneminde Ağız Ve Diş Sağlığında Karşılaşılan Sorunlar

Ağız Kuruluğu: 
Tükürük, ağız sağlığının devamlılığının sağlanmasında çeşitli fonksiyonları ile önemli rol oynar.

Bu fonksiyonlar;
Ağız yumuşak dokularının nemli tutulması,
Ağız içindeki mikroorganizma dengesinin devamlığının sağlanması,
Ağız içi yapıların mekanik olarak temizlenmesi,
Antibakteriyel ve antifungal aktivite,
Oral pH'ın korunması,


Tad alma hassasiyetine katkı sağlanması, olarak özetlenebilir.

İlerleyen yaşla birlikte gerek büyük gerekse küçük tükürük bezlerinde çeşitli niteliksel ve niceliksel histolojik değişiklikler meydana gelir. Tükürük akış hızı, bütün bezler için aynı oranda azalmaz. Bunun nedeni, tükürük bezlerinin fonksiyonel olarak farklı depolama kapasitelerine sahip olmalarına bağlı olabilir. Bugün, sağlıklı olmak şartıyla tüm bireylerde, bütün yaşlarda parotis bezi tükürük salınımının aynı olduğu düşünülmektedir. Submandibular bezlerle ilgili sonuçlar ise çelişkilidir. Ancak, küçük tükürük bezi salınımlarının, artan yaşla birlikte azaldığı görülmüştür. Tükürüğün yapısı da yaşla birlikte değişir.

Yaşlıda tükürük bezlerinde görülen şekilsel ve fonksiyonel değişiklikler, yaşlanmanın fizyolojik etkilerinden çok patolojik olaylara, kullanılan ilaçlara ve radyasyon tedavisine bağlı olarak gelişir. Yaşlı bireylerin %80'inde tedaviyi gerektiren bir ya da daha fazla kronik hastalık mevcuttur. Altmış beş yaş üstü bireylerin 2/3 'ünden daha fazlası, reçeteli ilaç tedavisi görmektedir. Yaşlıda görülen tükürük bezi fonksiyon azalmalarının en önemli nedeni ilaç kullanımıdır. Yan etkilerine bağlı olarak, tükürük akış hızını azaltan ve dolayısıyla ağız kuruluğuna neden olan farmakolojik ajanlar vardır.

Ağız kuruluğu, yumuşak dokuların mekanik travmalara karşı direncinde azalmaya neden olur. Bu yüzden yaşlıda ağız ülserlerine sık rastlanır. Dilin üzerinde yiyecek artıklarından oluşan bir tabaka birikir. Tad cisimcikleri de bu durumdan etkilendiği için tad alma hassasiyetinde azalma görülür. İlk olarak tuzlu ve tatlı gıdalara olan hassasiyet kaybolur. Dilin arka bölgesinde bulunan acı tadı algılayan cisimcikler ise daha uzun süre fonksiyon görürler. Ağız kuruluğu dil çıkıntılarında azalmaya neden olur. Dilde yanma, kaşıntı ve ağrı vardır. Tükürüğün mekanik temizleme ve nemlendirici etkisi azaldığı için özellikle mantar tipi enfeksiyonlar görülür. Ağız kuruluğunun yaşlıda yüksek oranda görülen kötü beslenmeye katkıda bulunduğu düşünülmektedir.

Yaşlılıkta Çürük ve Diş Dolgusu
Ağız sağlığı için yeterli miktarda tükürük gereklidir. İçerdiği kalsiyum, fosfat ve florit sayesinde tükürük, çürük yüzeylerinin tamirinde önemli rol oynar. Ayrıca, yapısındaki amilaz sayesinde sindirim işlevine de katkıda bulunur. Normal tükürük akış hızında ki azalma ağız kuruluğuna neden olur. Yaşlı bireylerin çoğu hareketlerindeki sınırlamadan dolayı dişlerini etkili bir şekilde fırçalayamamaktadırlar. Ayrıca ilaç kullanımına sebebiyet veren kronik hastalıklara sahiptirler. Bu ilaçların çoğu ağız kuruluğu yapmaktadır (antihipertansif, antihistaminik, antikolinerjik, antikonvülsan, laksatif, kas gevşeticiler vb.). Tükürük akışında ki azalma tükürüğün çürük önleyici sistemini ve yıkama özelliğini de doğal olarak ortadan kaldıracaktır. Bu durum da yüksek birikimine ve dolayısı ile kök ve ara yüz çürüklerine sebebiyet verecektir.
Dişeti Sorunları
İlerleyen yaşa bağlı olarak dişetinin çekilmesi sonucunda kök yüzeyi açığa çıkmaktadır ve dişlerde aşınmalar olmaktadır. Dişeti çekilmesi, yaşlı bireylerde çok sık görülen bir klinik bulgudur. Bu duruma bağlı olarak, dişlerin klinik kron boyu uzar ve ağız ortamına açılmış olan kök yüzeyi tabakası çevresel faktörlerden etkilenir.
Dişeti hastalığının tedavisinin esas amacı, dişler üzerinde ve dişeti dokularında bulunan mikroorganizma ve onlara ait ürünlerin uzaklaştırılmasıdır. İleri dişeti
iltihabı olan hastalarda, dişeti cebi, hastalık yapıcı bakterilerin birikmesi ve çoğalması için uygun ortam hazırlar. Bu durum da daha ileri dişetinde doku kaybına yol açar. Dişeti cebinin büyümesinin durdurulması, cerrahi tedavi ile sağlanır. Yaşlılık dişeti cerrahisi için bir uygunsuzluk oluşturmaz. Fakat, yaşlılıkla birlikte artan sistemik problemler ve farmakolojik komplikasyonlar dişeti tedavisi planını etkiler. Yaşlıda dişeti tedavisinden sonra uygulanan başarılı plak kontrolü ile dişeti yapısının sağlığı uzun yıllar idame edilebilir.
Menapozdaki ve menapoz sonrası dönemdeki kadınlarda ağızda bazı değişiklikler olabilir. Son çalışmalar östrojen yetersizliğinin dişeti hastalığı ve diş kaybı için yüksek risk oluşturduğunu belirtmektedir. Ayrıca, kadınlarda yaş ilerledikçe meydana gelen hormonal değişiklikler, ağız kuruluğu, ağrı ve ağızda yanma hissi ve özellikle tad duyusunda değişikliğe neden olmaktadır. Menapoz gingivostomatiti, kadınların bir kısmını etkilemektedir. Dişeti kuru ve parlak, koyu renkli bir görünüm alır ve kolayca kanar.
Yaşlılıkta Çene Cerrahisi
Yaşlanmayla birlikte, sıklıkla kadınlarda olmak üzere bütün kemiklerde kalsifiye doku azalır, sonuç olarak porozite meydana gelir ve kemiklerin kırılganlığı artar.
Yaşlıda hem üst çenede ve hem de alt çenede kan akımı azalmıştır. Bu durum arteriosklerotik değişikliklere veya diş kaybına bağlı olarak meydana gelebilir. Dişi çevreleyen kemiğin bütünlüğü dişlerin varlığına bağlıdır. Diş kaybı, çene kemiklerindeki erimeyi arttırmaktadır. Çekilmiş dişlerin yerini protezler alınca, dişi çevreleyen kemiğe farklı nitelikte kuvvetler iletilmeye başlar. Bazı bölgeler aşırı yük taşırken, bazı bölgelere hiç yük gelmez. Protez kullanımı, dişi çevreleyen kemik kaybını arttırır. Kemik kaybı alt çenede, üst çeneye kıyasla dört kat daha fazladır. Dişi çevreleyen kemik kret tamamen düzleşebilir. Ayrıca, dişi çevreleyen kemik rezorpsiyonu sonucu üst çene hacim olarak da küçülür ve üst çene sinüs ağız mukozasından sadece ince bir kemik tabakası ile ayrılır. Bu tür kemiksel değişimler yapılabilecek olan cerrahi oparasyonlarda (implant, kemik grefti vb.) anatomik oluşumların yerinin değişmesi veya kemik alanının zayıflaması yüksek komplikasyonlar oluşmasına yol açabilir.
Yaşlanma ile birlikte vücudun diğer kemiklerinde olduğu gibi çene kemiklerinde de osteoporotik değişiklikler görülür. Dişsiz hastalarda fonksiyonsuzluğa bağlı küçülme sonucu kemik yapısının kalın trabeküllerinde kayıp, kortikalinde incelme, alt ve üst çene hacminde genel bir azalma meydana gelir. Bu yapıdaki çene kemiklerinin üzerine bir de hormonal kökenli osteoporoz eklenince, özellikle kadınlarda, alt çenede çok erken ve şiddetli poroziteler görülür. Buna rağmen, alt
çene yük taşımayan bir kemik olduğu için kist, tümör veya hiperparatiroidizm gibi patolojik olaylar dışında spontan olarak kırılmaz. Ancak, yaşlıda hipersementozlu dişlerin çekimi sırasında uygulanan aşırı kuvvetler, mandibular fraksiyona neden olabilir. Temporal kemikte, glenoid çukurun derinleşmesi veya artiküler çıkıntının düzleşmesi gibi olaylar, dejeneratif değil adaptif değişikliklere bağlı olarak meydana gelir. İlerleyen yaşla birlikte eklem diski incelir, eklem yüzeylerinde düzleşme ve nodüler tarzda kireçlenmeye sık rastlanır. Yaşlıda eklem diski ile eklem başı hareketlerin uyumsuzluğu sonucu, ağzın açılması sırasında hafiften şiddetliye değişen sesler duyulur. Yaşlı bireylerde travma sonucu alt çene çıkması veya konum değişikliği kolay gelişir, ayrıca incelmiş bulunan eklem başında kırıklara sık rastlanır. Dejeneratif bir eklem hastalığı olan osteoartrit, TME'de hassasiyet, ağrı ve nadir olarak da hareket kısıtlılığına neden olur.
Çiğneme kaslarında ve çene eklemi bölgesinde ağrı ve hassasiyet eklemlerde ses, ağız açıklığında kısıtlılık gibi bulgularla ortaya çıkan çene eklemi hastalıklarına birçok faktör etkili olabilir. Çok yaşlı kişiler alt çenenin ve dilin koordinasyonsuz hareketlerinden şikâyetçilerdir. Bu durum özellikle protez kullanımını güçleştirir. Dişlerin kaybı bu oranı artırır, etyolojisi ise bu bireylerde oldukça komplekstir. Şikâyetler ve semptomların derecesi yaşla birlikte artar.
Yaşlılıkta Protetik Tedavi
İskelet kaslarında kırk beş yaşından itibaren boyut ve güç kaybı başlar. Buna bağlı olarak fonksiyonel çiğneme kapasitesinde azalma meydana gelir. Yaşlı hastalarda yeni yapılan protezlere alışma dönemi de sorunludur. Santral sinir sisteminden nöron kaybı, dil ve dudak koordinasyonunda azalma nedeniyle ağız ortamına yerleştirilen protezlerin adaptasyonunu güçleştirir.
Diş kaybı olmayan yaşlı hastalarda bile gıdaların çiğnenmesi, gençlere kıyasla daha güçtür. Diş kaybı olan yaşlılarda bu olayın daha da zor olacağı açıktır. Yaşlıda diş sayısı azaldıkça, çene eklemi sorunları artmaktadır. Çiğneme kaslarında ağrı olduğu için alt çene hareketlerinde kısıtlılık vardır.
Yapılan çalışmalar ağız yumuşak dokusundaki değişikliklerin, yaşın ilerlemesiyle değil uzun süre protez kullanımıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Ağız mukozasındaki reaksiyonlar protez kullanımına bağlı mekanik travmalar, protez üzerine biriken mikrobiyal artıklar ya da çok nadir olarak protez materyaline olan toksik veya allerjik reaksiyonlardır. Üst damakta protez kullanımına bağlı patolojik reaksiyonlar çok sık görülür. Mantarların varlığında "Kandida Albicans" yaşlı hastalarda sık rastlanılan bir bulgudur. Bazı inatçı vakalarda tıbbi tedavi desteği gereklidir.
Protez Stomatitisi
Yaşlıda ağız yumuşak dokusunda, protez kullanımına bağlı olarak meydana gelen iltihabi değişikliklere sık rastlanır. Tam veya bölümlü protezlerle temas eden yumuşak dokularda görülen ve kırmızılıkla karakterize olan bu değişikliklere protez stomatitisi denir. Bu patolojiye daha çok üst çenede rastlanır.
Yumuşak doku yüzeyinin etkilenmesi sonucu ateş kırmızısı renkte izlenen bu lezyonlara kronik atrofîk kandidiasis de denilir, Bu durum genellikle protezlerin yumuşak dokuya bakan yüzeylerinin kontamine olmasına bağlı olarak gelişir. Protez stomatitisi olan hastalar ağız hijyeni açısından dikkat etmesi gerekir. Bu takım hastalar protezlerini günde üç defa diş fırçası ile temizlemelidir. Ayrıca, protezler günde 6-8 saat kullanılmamalı ve bu süre içinde suda muhafaza edilmelidir. Sigara alışkanlığının bırakılması da etkili bir tedavi için esastır.
Angular Cheilitis
Özellikle yaşlılarda ve protez kullananlarda görülen ve dudak köşelerinde fîssürlerin oluşumu ile karakterize olan bu klinik tabloya altmış beş yaşın üzerindeki bireylerin %10-25'inde rastlanır. Etyolojisinde candida albicans önemli rol oynar. Dudak köşeleri hastaların protezlerinde bulunan candida ile enfekte olur.
Protez Kullanımına Bağlı Doku Büyümesi
Protezleri destekleyen kemiklerde meydana gelen sürekli erime, protezlerin altındaki doku ile uyumunu bozar. Eğer, yumuşak doku uzun süre düşük derecede bir basınca maruz kalırsa, büyüme reaksiyonu ile cevap verir. Protezlerin sonlandığı bölgelerde, dişeti-yumuşak doku sınırında büyümüş doku kitleleri görülür. Bu duruma en çok total protez kullananlarda ve özellikle alt çenede rastlanır.
Kaynak: Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Yaşlı Sağlığı Modülleri

YasliHasta.Com Mobil Uygulamalar

YasliHasta.Com Ailesi bir çok sektörden aydın insanları ekibinde barındıran ve tamamen bakıma muhtaç insanlarımız için proje üreten Türkiye'nin en saygın portallarından birisidir. Bu noktada ücretli veya ücretsiz bir çok mobil uygulamalar sizinle buradan tanıtılacaktır. Çağımızın bilgi teknoloji olması gereği ekibimizde bir çok teknoloji uzmanı barındırmaktayız. Siz değerli vatandaşlarımız portalımız sayesinde bir çok engeli sizler için oluşturduğumuz haber ve makaleler ile aşabileceksiniz... devamını oku

Yazarlarımız

Muhammet Damar YasliHasta.comMustafa Ersin Şenkurt YasliHasta.comMehmet Mustafa Açıl YasliHasta.comYaşar Dereli YasliHasta.comyazar-yaslihasta-com-gkoseyazar-yaslihasta-com-aaydinyazar-yaslihasta-com-htdamaryazar-yaslihasta-com-bdamaryazar-yaslihasta-com-hakki-canyazar-yaslihasta-com-tum-yazarlarl

*/