Facebook Sayfamızdan Bizi Takip Edebilirsiniz. 

Kamu Yönetimi Değişirken, Sosyal Hizmetleri Konumu Nedir?

Kamu Yönetimi Değişirken, Sosyal Hizmetleri Konumu Nedir?

yazar-yaslihasta-com-bdamarModern devlet meşruluk sorununu ve vatandaşların bağlılığını refah uygulamaları ile sağlamıştır. Bu anlamıyla toplum sözleşmesidir. Günümüzde ise terk edilmeye çalışılan bu uygulamaların ve hakların geriye doğru çekilmesi ve bunlardan vazgeçilmesi biraz da bu yüzden toplumdan destek görmezken, diğer taraftan güçlü dirençlerle karşılaşmaktadır. Refah uygulamaları bireyi ve toplumu rahatlatan ve güven sağlayan uygulamalar olarak kabul görmüştür. Bireyi diğer bireylerin ve toplumların insiyatifine bırakmayan refah devleti bu boyutuyla güven sağladı, bununla birlikte birçok eleştirilere de konu edildi. Birey, aile ve topluma yönelik ciddi zararları da olduğu gereksiyle özellikle liberaller ve muhafazakârlar tarafından eleştirilere muhatap oldu.

Dikey dayanışmanın, ailevi ve toplumsal ilişkileri zedelediği ve toplumun geleneksel değerlerini söndürdüğü ifade edildi. Refah devleti en genel anlamı ile toplumsal refahı sağlayanın devlet olduğunun kabulüne dayanır. Burada devlet en temel hizmet sağlayan birimdir. Sosyal refahın sağlanması amacıyla ekonomik ve sosyal olarak devlet müdahalede bulunur. Refah devletinin ortaya çıkmasından önce “gece bekçisi” devlet, “jandarma” devlet, “seyirci” devlet tanımları ve uygulamaları klasik liberal uygulamalarla temel sosyal ve ekonomik alana müdahil olmamıştır.

Devletin gerek merkezi yönetimleri gerekse yerel yönetimleri ile sosyal sorumluluk almadığı bu anlayışta yönetimler, daha çok sınır güvenliği, adalet, temel alt yapı hizmetleri ile sınırlı hizmetleri sunmuştur. 19. ve 20. yüzyıl içinde devletin görevlerini ve dolayısıyla devlet, toplum ve birey ilişkilerini büyük oradan klasik liberalizm belirlemiştir. Bu liberalizm türünde, devletin klasik anlamı ile güvenliği, adaleti, kısmen eğitimi ve ülke savunmasını sağlaması gereğinden hareketle mümkün oldukça devletin sosyal hayata müdahale etmemesi üzerinde durulur. Ekonomik ve sosyal alanda piyasanın kendi kendini düzenleyebileceği gerekçesiyle toplumsal ve ekonomik alanlar piyasanın insiyatifine bırakılmıştır. İkinci Dünya Savaşından hemen önce yaşayan ekonomik krizin etkisi ile bu klasik liberalizm dönemi eleştirilere konu edilmiştir. Toplumsal desteği de kalmayan bu dönem özellikle savaş koşulları ile birlikte terk edilmiştir.

Artık devletin toplumsal duruma ve 310 eşitsizliklere müdahil olması gereği, ekonomik ve toplumsal yaşama toplum lehinde şekil verme gereği kendini iyiden iyiye hissettirmişti. Bu yeni duruma yol açan süreç yeni bir devlet tipi olarak ortaya çıktı. Bu da refah devletidir. Liberal düşüncenin tersine ekonomik ve sosyal yaşamın toplumsal ihtiyaçlar çerçevesinde örgütlenmesi gerektiği ve devletin ekonomik ve sosyal hayata müdahalesi de bu anlamda mümkün olmuştur. Polanyi’nin (Polanyi, 2011) de belirttiği gibi toplum ekonomi için değil, ekonomi toplum için düşünülmeye başlandı. Toplumsal destek görülünce refah uygulamaları daha da kolaylaşmış oldu. Bu dönemde devletin de müdahalesi ile devletin sosyal görevlerinde artış olmuş, bunun sonucu olarak devletin rol ve kapasitesi genişlemiştir. Böylece bu yüzyıl, tarihsel olarak devletin yapısal ve işlevsel açıdan değişim ve dönüşümüne tanıklık ettiği yüzyıl olmuştur.

Bu yıllarda devletin kamusal sorumluluğu artmış, kurumları büyümüş ve sosyal nitelikli hizmetlerde gözle görülür artışlar olmuştur. İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa’nın yeniden inşası ve sosyal boyutuyla toplumun tekrar ayağa kalkması gereği ve buna benzer nedenlerden dolayı refah uygulamalarında kamu yönetimleri önemli roller üstlenmiştir. Bu kamu uygulamaları, devletlerin tarihsel gerçeklerine göre bazen merkezi yönetimlerin ağırlığında bazen de yerel yönetimlerin baskın rollerinde yerine getirildi. Refah devleti ekonomiye yoğun bir şekilde müdahale etmesiyle tanınır. Bu ekonomik müdahale ile sosyal sorunlara çözüm bulmaya çalışır. Artan refahın dağıtım kanalları ile topluma yansıtılması hedeflenir. Özellikle eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, emeklilik, konut, istihdam ve sosyal hizmetleri içerecek şekilde devlet müdahalesi yapılmıştır. Devlet müdahale ederken, piyasanın serbest bir şekilde işlemesi ya da özel mülkiyeti kaldırıp bunu kamu mülkiyetine geçirme gibi bir uygulama yapılmamıştır. Refah uygulamaları, piyasa düzeninde uygulama alanı bulan ama piyasanın kendi kendini düzenlemesi ve yönetmesine de sınırlar koyan bir süreci ifade eder.

Piyasayı düzenleyen ve geliri yeniden dağıtma özellikleri ile refah devletleri uygulama alanı bulmuştur. (Koray, 2005 ve Göze, 1995). Refah devletinin en belirgin özelliği devletin kurumları ile sosyal ve ekonomik hayata müdahale etmesi olmuştur. Bu durum kamu bütçelerini zorlayana kadar devam etmiştir (Kettl, 1998). Böylece devlet sosyo-ekonomik hayatta önemli bir aktör olarak yerini almıştır. “Baba devlet”, “hizmet devleti” “refah devleti” gibi kavramlarla ifade edilen bu dönem kamu yönetimleri için önemli sosyal sorumlulukların olduğu bir dönemdir. Konumuz açısında özellikle refah devleti uygulama örnekleri önem kazanmaktadır. Çünkü bu dönemde temel aktör olarak kamu yönetimleri sisteme dahil olmuştur. Devletin gerek merkezi yönetimleri gerekse yerel yönetimleri açısından refah uygulamaları döneminde sosyal yardım ve sosyal hizmet uygulamalarının toplumsallaştığı ve kitlelere yayıldığı kadar hiç bir dönem ve tarihsel süreçte bu durum yaşanmamıştır denilebilir.

Devletin sosyal sorunlarının çözümünde aktif olması büyük oranda ilk defa sanayi dönemine denk gelmiştir. İlk önceleri emek ve sermaye ilişkisini düzenleme ve büyük oranda emeği kontrol altında tutmak amaçlanmışken, İkinci Dünya Savaşından sonra devlet temel refah sağlayıcı olmuştur. Devletin bu yıllarda sağladığı hizmetler, hem bu hizmetlerin sistematik olması hem de kapsam alanı olarak diğer dönemlerle kıyaslanmayacak bir niteliğe 311 sahip olmasıyla daha fazla dikkat çeker. Bu yıllarda geleneksel sosyal hizmet sağlayıcısı olan kurumlarla kıyaslandığına -aile, sivil toplum ve piyasa- bunlarla karşılaştırılmayacak kadar sosyal nitelikli uygulamalar içinde olmuştur. Yine refah uygulamalarında kamu kaynakları toplum refahını sağlama ve kamu kaynaklarını topluma yayma hedefine yönelmiştir. Önceleri işçi sınıfının haklarını genişletme ve koruma amacıyla ortaya çıkan bu uygumlalar zamanla tüm sosyal sorunları kapsayacak şekilde genişletilmiştir. 4 Ekonomik yapının iyileşmesi, yokluğun ve krizlerin bitmesiyle refah uygulamaları kapsamını arttırmıştır. Artan refah ve ekonomik iyileşme de toplumsal refahı desteklemeyi kolaylaştırmıştır.

Refah devleti uygulamaları merkezi yönetimlere önemli rol ve görevler verirken, yerel yönetimlerde bu uygulamalarda gittikçe ön plana çıkmıştır. Özellikle İngiltere ve İskandinav ülkelerinde bu durum daha gerçektir. Daha çok merkezi yönetimi aktör yapan bu süreç, yerel yönetimlerin de sosyal nitelikli uygulamalarının önünün açılmasına ön ayak olmuştur. Bundan dolayı da bu dönem kamu yönetimleri için önemli bir tecrübe olarak önümüzde durmaktadır. Refah devleti uygulamaları ile sosyal uygulama sepeti genişlemiş, yerel yönetimler de refahın uygulanmasında temel bir birim olmuştur. Birçok ülkede zaten adem-i merkeziyetçi geleneksel olarak refah uygulamaları vardı (Ersöz; 2004: 31). 1973 dönemi sonrasında başlayan kriz, devletleri sosyal sorumluluk alanından çekilmeye zorlamış, liberallerin de bu dönemden sonra iktidara gelmesiyle süreç hızlanmıştır.

Günümüzde ise ne eski klasik dönemdeki gibi devletin “sorumsuz” olduğu bir gerçeklik ne de “refah”ın temel olarak devlet tarafından sunulduğu bir örnek geçerlilik kazanmaktadır. Yine günümüzde refah karması olarak tanımlanan merkezi yönetimlerin yanında yerel yönetimlerin de sosyal sorumlulukta aktif olduğu, bunların yanında sivil toplum ve özel sektörün sosyal alana temel aktör olarak girdiği bir gerçeklikten bahsetmekteyiz. Ayrıca refah uygulamasında ya da sosyal sorumluluklar açısından hem kamu yönetimlerinin hem de diğer kurumsal yapıların geçiş döneminde olduğu görülmektedir. Bu sürecin her ne kadar yeni liberal dönem olduğu söylense de bu klasik liberallerin uygulamaları ile kıyaslanabilecek bir süreç değildir. En azından bazı ülkeler açısından bu durum daha bir gerçek durmaktadır.

Refah devletleri sosyal demokrat modelde olmasına rağmen, Rosanvallon, refah devleti ile sosyal demokrat krizinin kol kola i lerlediğini belirterek, bunun nedenini de sosyal demokratların refah uygulamalarını aşırı devletçi bir dayanışma anlayışı içine hapsetmeleri çerçevesinde görür (Rosanvallon, 2004: 11). 4 Devletin zaman içerisinde görev ve sorumlulukları artmış, devlet birçok mal ve hizmet üretimine girişmiştir. Refah uygulamaları devlet hizmetleri olarak birçok ülkede kendini hissettirmiştir. İstihdam, kalkınma, yoksulluğu azaltmak, enflasyonla mücadele ve sosyal sorunlarla mücadele etme gereği duyulmuştur. Bu durum devletin küçültülmesi gereğinin uygulamaya geçildiği 1980 tarihine kadar devam etmiştir. 312 Yine bu değişimin ve geçiş sürecinin tep bir gerçeklik olarak her yerde aynı şekilde sonuçlandığı kabul etmek yanılmasa olur.

Çünkü her ülkenin ve her toplumun farklı deneyimleri ve uygulamaları ortaya çıkmaktadır. Budan dolayı da her ülkenin tarihsel tecrübesi yanında günümüzde karşılaştığı gerçekliği de ayrı ayrı incelemek önem kazanmaktadır. Türkiye tecrübesi de bu anlamda önemlidir. Türkiye’nin tarihsel tecrübesi yanında, günümüz uygulaması ile diğer birçok ülkeden farklılık göstermektedir. Sosyal politika uygulamalarının kamu yönetimleri arasında paylaşılması bazı tarihsel ve güncel kriterlere göre belirlenir. Yerel yönetimlerin de sosyal uygulamalarda politika üretme ve uygulaması, yerel yönetimlerin etkinliğine, ülkenin sosyal politika uygulamada yerel yönetimlerine verdiği role, sosyal politika alanında yaşanan değişimlere, yerel yönetimlerin kamu yönetimleri içindeki konumlarına, merkez-yerel ilişkilerine bağlı (Ersöz, 2004) olmanın yanında diğer birçok etkene bağlı olarak değişebilmektedir.

Türkiye’nin küreselleşmeden nasıl etkilediği başka bir çalışmanın konusu olabilir. Lakin bu süreçte, gerek merkezi yönetimleri gerekse yerel yönetimleri ile kamu yönetimin etkinliğinin azalmadığını bilakis arttığını söylemek abartı olmaz. Çalışmanın daha sonraki kısımlarında görülebileceği gibi sosyal alanda yeni birçok düzenleme gündeme gelmekte ve uygulama imkânı bulmaktadır. Hem kamu yönetimleri hem de sivil toplum ve özel sektörün sosyal hizmetler ve sosyal yardım konularında sürekli artan bir etkinliği görülmektedir. Dolayısıyla devletin sosyal refahı terk etmesi gerektiği yönündeki tüm baskılara rağmen Türkiye’de devlet sosyal uygulamalardan çekilmeyip bilakis bunu arttırmıştır. Aynı şekilde Türkiye’de diğer kurumların faaliyetini genişlettiği gözden kaçmamaktadır. En başta sivil toplum ve özel sektör ve enformel sektör sosyal alanda faaliyetini sürdürmektedir.

Merkezi yönetimlerin birçok hizmeti uygulamaya koymaları, eskiden gerçekleştirilmeyen birçok hizmet alanı bugün kamu yönetimlerinin yetki alanında görülmektedir. Bunda biraz da sosyal hizmetler konusunda ciddi bir boşluk, ihtiyaç ve seçmen baskısının olması yanında sivil toplum ve özel sektörün de yeterince sosyal sorumluluk almamasının getirdiği sonuçlar vardır. Özellikle yerel yönetimlerin sosyal hizmetlerde önemli aktör olduğu görülmektedir. Yeni kamu yönetimi anlayışında yerel yönetimlere önemli görevler verilmektedir. Yerel yönetimlerin halka yakın olmaları nedeniyle kamusal nitelikli hizmetleri daha iyi, etkin ve verimli sunacakları kabul edilmiştir. Bununla birlikte yerel yönetimlerin yeni liberalleşme, yani piyasalaşma, özelleştirme gibi uygulamalara giden yolda ara istasyon olarak değerlendirildiği yüksek sesle ifade edilmektedir.

Dolayısıyla bu süreçte yerel yönetimlerin, sürece yeni liberal politikanın uygulanmasında aracı rolü ile katkı sunduğu belirterek eleştirmektedirler. Gerçekten dünyanın birçok yerinde kamu hizmetleri önce yerel yönetimlere ardından özel sektöre ya da aracı kurumlara devredilmektedir. Böylece kamu hizmetleri özel sektöre ve sivil topluma devredilirken, yerel yönetimlerde bu süreci kolaylaştıran bir unsur olarak görülmektedir.

Bununla birlikte yönetim mantığı, yaşadığımız çağda tek boyutlu bir yaklaşım yerine toplumsallaşma, yerelleşme ve özerkleşme dinamiklerinin birlikte devreye sokulduğu bir dönem olmasıyla açığa çıkmaktadır. Böylece yeni liberal dönemde büyük ekipmanlarla, büyük yönetimlerin bürokratik yapılarının rasyonalize edilmesi ve bu yükten kurtarılması gerektiği kabul görerek, yönetimi sadeleştirme ve iyileştirme yapılması gerektiği belirtilir. Böylece kamu refah uygulamaları açısından olaya yaklaştığımızda, refah uygulamaları geçmişte merkezi idare tarafından yerine getirilirken, bu bürokrasiden kaçınma amacıyla yerel yönetimlere aktarıldığı da görülmekte ve yerel yönetimler refahı sunmada önemli aktörler olmaktadır (John, 2001: 94).

Eşi vefat eden, dul kadına, yönelik uygulama ile kadınların mağduriyetini az da olsa giderme amaçlanmaktadır. Burada esas unsur kadının kocasının ölmüş olması ve kadının sonradan evlenmemiş olmasıdır. Mevzuatın kapsamına girmek için; -Eşi vefat ettiği için dul kalan ve ölen eş adına en az 1800 gün primi bildirilmemiş veya 4/a kapsamında (SSK) sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün prim ödemesi bulunmadığı için eşinden dolayı ölüm aylığı alamayan dul kadınlar, -Muhtaç durumda bulunmak (geliri 250 TL’nin altında olmak) -Sigortalı bir işte çalışmamak veya kendi ya da anne-babası üzerinden aylık almamak ya da aylık alıyor ise aylık miktarının muhtaçlık sınırı olan 250 TL’nin altında olmak, şartıyla iki ayda bir 500 TL aylık almaya hak kazanacaklardır. Bu durumdaki kişiler ayrıca doğrudan genel sağlık sigortalısı sayılacaklar ve ilave prim ödemeksizin sağlık yardımlarını alacaktır. Diğer bir ifade ile aynı zamanda sağlık güvencesine de kavuşmuş olacaktır. Bir başkası ile birlikte olduğu ya da evlendiği tespit edilen kadının verilen nakit desteği kesilmektedir.

Ayrıca gelir de nakit desteği sağlanan sınır aşıldığında nakit desteği kesilmektedir. 2022 sayılı Kanun kapsamında 65 Yaş Aylığı alanlar bu desteği almak isterlerse 65 yaş aylığı kesilecektir. 65 Yaş Aylığı alan kişilerin bu maaşın kesilmesi ve yerine dul maaşı ödenmesi için yazılı başvuru yapmaları gerekmektedir. Dul maaşı talep eden kadınlar aynı zamanda bir başka engelliye baktığı için maaş alan kişi durumunda ise kendisine dul maaşı bağlanmayacaktır. Ancak dul maaşı talebinde bulunan kişi engelli ise ve kendisinin bakımını üstlenen yakınına (gelini, kızı, komşusu vS.) engelli bakım aylığı ödeniyor ise bu durum dul engelliye maaş bağlanmasına engel olmayacaktır. Yani engelli dul kadın, dul maaşı, buna bakan kişi ise engelliye bakım maaşı alabilecektir. Kadınlar dünyanın birçok yerinde toplum içinde dezavantajlı kesimi oluşturmaktadır. Özellikle eşi vefat eden kadının daha fazla muhtaçlık içinde olduğu göz önünde bulundurulursa, uygulamanın yeterli olmasa da çok büyük bir ihtiyacı karşıladığı göz önünde bulundurulmalıdır.

Faydalı olması dileğim ile...

Kaynak: İstanbul Üniversitesi, KAMU YÖNETİMİ VE SOSYAL HİZMET , E kitabı

YasliHasta.Com Mobil Uygulamalar

YasliHasta.Com Ailesi bir çok sektörden aydın insanları ekibinde barındıran ve tamamen bakıma muhtaç insanlarımız için proje üreten Türkiye'nin en saygın portallarından birisidir. Bu noktada ücretli veya ücretsiz bir çok mobil uygulamalar sizinle buradan tanıtılacaktır. Çağımızın bilgi teknoloji olması gereği ekibimizde bir çok teknoloji uzmanı barındırmaktayız. Siz değerli vatandaşlarımız portalımız sayesinde bir çok engeli sizler için oluşturduğumuz haber ve makaleler ile aşabileceksiniz... devamını oku

Yazarlarımız

Muhammet Damar YasliHasta.comMustafa Ersin Şenkurt YasliHasta.comMehmet Mustafa Açıl YasliHasta.comYaşar Dereli YasliHasta.comyazar-yaslihasta-com-gkoseyazar-yaslihasta-com-aaydinyazar-yaslihasta-com-htdamaryazar-yaslihasta-com-bdamaryazar-yaslihasta-com-hakki-canyazar-yaslihasta-com-tum-yazarlarl

*/